Son dönemlerde sanat ve ifade özgürlüğü çerçevesinde tartışılan önemli konulardan biri de Mabel Matiz olarak bilinen şarkıcı Fatih Karaca’ya yönelik yurt dışı çıkış yasağı ve mahkeme süreçleridir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma, ünlü sanatçının popüler şarkısı ‘Ha Leylim’in sözleri ve klibine ilişkin olarak müstehcenlik suçlamasıyla ilgilidir. Soruşturmanın odak noktası, şarkı ve klibin içerdiği ifadelerin toplum ahlakını zedelediği iddiasıdır.
Sanatçı, ifade verdiği mahkemede, şarkı sözlerinin ve klibin kendisine ait olduğunu vurgulayarak, bu eserlerin bir sanat ürünü olduğunu ve özgünlüğünü savundu. Karaca, yaklaşık iki yıl önce yazdığı şarkıda aşkı anlatmayı amaçladığını, klip için ise elbirliğiyle hareketli ve neşeli bir atmosfer yaratmak istediklerini belirtti. Ayrıca, klibin içeriğinde herhangi bir müstehcenlik unsuru bulunmadığını ve figürlerin sadece sanatsal açıklamalar olduğunu dile getirdi. Kendisine yöneltilen suçlamaların, sanatın doğasıyla bağdaşmadığını ve eserlerinin gerçek anlamını yanlış yorumlamalara karşı savunduğunu açıkladı.
İfade sırasında, özellikle iki erkeğin birbirine bakması gibi sahnelerin, sanatın ve sinemanın doğal ifade biçimleri olduğunu anlatan sanatçı, bu görüntülerin müstehcenlik suçunu teşkil etmediğini savundu. Karaca’nın ifade ettiği gibi, insanların sadece birbirine bakmak ya da dans etmek gibi hareketleri dahi suç olarak değerlendirilmemeli; çünkü bunlar insanların çeşitli duygularını ve ilişkilerini yansıtan sanatsal anlatımlardır. Ayrıca, sanatçı, kendisinin yaptığı birçok eserde benzer ifadeleri kullanmasının, bu eserlerin sansüre maruz kalması gerektiği anlamına gelmediğinin altını çizdi. Kendisine yöneltilen suçlamalara karşı, eserlerinin içeriklerini açıklama zorunluluğunun kendisi için adaletsizlik olduğunu da ifade etti.
Eski soruşturmalara da değinen Karaca, özellikle geçtiğimiz yıl açılan ‘Perperişan’ şarkısına yönelik inceleme ve erişim engeli kararına dair eleştirilerde bulundu. Sanatçı, bu ve diğer benzer durumlarda, müziğin ve sanatın temel amacının insanları bir araya getirmek, pozitif duygular yaymak ve toplumu güçlendirmek olduğunu savundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede, sözlerin cinsel arzuyu dolaylı biçimde tahrik ettiği, metaforlar ve erotik çağrışımlar içerdiği gerekçesiyle şüpheli hakkında 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Ancak, mahkeme, bu suçlamalarla ilgili olarak, Karaca’yı 8 Mayıs 2026 tarihinde suçsuz bularak beraat kararı vermiştir. Bu karar, sanatın ve ifade özgürlüğünün sınırlarıyla ilgili önemli bir emsal teşkil etmektedir.
